|
NASIL EMEKLİ OLURSUNUZ
İnsanoğlu dünyaya geldiği andan itibaren finansal olarak üç şey için
çalışır:
- Ev
- Araba
- Emeklilik
Bunlardan
maliyeti en yüksek olan emekliliktir. Emekli olabilmenin birçok yolu olmakla
birlikte emekli olup da içinde bulunduğu koşullardan memnun olan insan sayısı
yok denecek kadar azdır. Geçtiğimiz senelerde bir belediye otobüsünde başımdan
bir olay geçti. Otobüse duraklardan birinde istiklâl madalyalı, çok yaşlı
ve ama son derece sağlıklı, üzerinde askeri üniforması olan ak sakallı
bir dede bindi. Binerken otobüsün şoförüne güler yüzüyle bir selam
verdi. Son derece keyifli görünüyordu. Neşesinin iyi olmasının yanında
birinci dünya savaşı ve ikinci dünya savaşını görmüş biri için oldukça
sağlıklı görünüyordu. Gazi kartını göstererek otobüse bindikten sonra
yüzündeki gülen ifadeyi hiç bozmadan bir gence doğru yöneldi ve “kalk
bakalım oradan, orası benim yerim” dedi. Gerçekten de kamuya ait araçlardaki
yerler gerektiğinde gazi, sakat ya da çocuklu annelere aittir. Genç çocuk
gazinin bu tatlı sert tavrından oldukça hoşlandı ve gülerek yerini verdi.
Sonra gazi dedeye birkaç kişi laf attı, hangi savaşta gazi olduğuna dair ve
o da anılarını anlatmaya başladı. Yaptığım en keyifli belediye otobüsü
yolculuklarından biri olarak anılarıma yerleşti. Şimdi emeklilik konusu ile
sizinle paylaştığım bu hikayenin ne ilgisi olduğunu merak ediyor
olabilirsiniz. Bunu ilerleyen kısımda sizinle paylaşacağım.
Yaşlılık
döneminin ve emeklilik yıllarının hayatımızdaki en yüksek maliyete sahip
olmasının birkaç sebebi vardır. Bu dönemde çocuklarınız varsa onları
evlendirebilirsiniz, onlara iş kurabilirsiniz, yüksek öğrenim görmek
isterlerse çalışmadıkları dönemde onları finanse edip büyük harcamalarından
olan otomobillerini alabilirsiniz, kendi sağlık harcamalarınız aynı dönemde
yaşa da bağlı olarak yükselebilir, emeklilikle birlikte kazancınız düşeceği
ama yaşam standardınızı düşürmek istemeyeceğiniz için alışana kadar kısa
süreli bir şok geçirebilirsiniz, torunlarınız varsa onlar için harcama
yapmak isteyebilirsiniz. Emeklilik dönemindeki giderlerinizin neden yüksek
olduğuna dair örnekleri çoğaltabiliriz. Herkesin kendine göre farklı
sebepleri olacaktır. Burada gerçek olan bir şey vardır, o da insanların önemli
bir bölümünün emekli olduğunda yaşam standardının düştüğüdür.
Ülkemizde
maalesef ciddi bir emeklilik kuyruğu krizi yaşanıyor. Emekli olmuş insanlarımız,
teknoloji bu kadar gelişmiş olmasına rağmen ve maaşlarını
bankamatiklerden minimum zaman kaybı ile çekebilmelerine rağmen, kuyrukların
sonu gelmiyor. Banka kuyruklarının bu kadar uzun olmasının çok basit bir
sebebi var. Emekli olan insanların önemli bir bölümü nakit parası olmadığından
ve maaş alma dönemlerine kadar ekonomik olarak zar zor ayakta durduklarından
birkaç gün sonra hiç kuyruğa girmeden paralarını çekmeye tahammül
edemiyorlar. Bu durumda da kuyruklarda her ay birkaç günlerini geçirmek
zorunda kaldıkları gibi yaşadıkları stres dolayısıyla sağlıkları da
zarar görebiliyor, hatta bu kuyruklarda yaşamlarını kaybedenler bile
olabiliyor. Bunlar gerçekleşmesi arzu edilen durumlar değil ama maalesef ülkemizin
gerçekleri arasında bunlar da var.
Size
iki farklı emekli olmuş yaşlı insan profili çizmeye çalıştım. Bana
sorarsanız yaşlı olan herkes hem gelenek göreneklerimiz gereği hem de
insanlık ve bizim ahlak anlayışımız gereği hürmete layıktır. Bu
insanlardan herhangi birinin üzüldüğünü görmek ya da yaşam koşullarının
o kişinin aleyhine geliştiğine şahit olmak benim yüreğime ağır geliyor.
Günahıyla sevabıyla, acısıyla tatlısıyla bir ömrü kendinize, ailenize
ve ülkenize hizmet ederek geçirdikten sonra herkesin biraz eğlenmeye hakkı
olduğunu düşünüyorum.
Sosyal güvenlik sistemimiz bu yüksek yaşam standartlarını şu an için
tam anlamıyla bize sunamamakta olsa da bu konuda özellikle son birkaç yılda
yapılan reformlar ve hükümetlerin konu üzerinde hassasiyetle durması beni
bir vatandaş olarak mutlu ediyor. Avrupa Birliği’ne uyum yasaları çerçevesinde
gerçekleştirilen reformlardan sosyal güvenlik sistemimiz de nasibini aldı.
Buna göre sosyal güvenlik sistemimiz tek çatı altında toplanacak ve 2006 yılından
itibaren de bunun pilot uygulamalarına başlanacak. Şu anki uygulamaya bakıldığında
sosyal güvenlik sistemimiz sosyal sigortalar kurumu, bağ-kur, emekli sandığı
ve munzam sandıklardan oluşuyor. Munzam sandıklar da Akbank, İş Bankası
gibi kurumların kendi çalışanlarını kapsayan emeklilik sandıklarıdır.
Sosyal sigortalar kurumu bir işverene hizmet veren çalışanları kapsar. Bağ-kur,
kendi işini yapan bağımsız iş sahiplerini kapsar. Emekli sandığı ise
kamu çalışanlarına hizmet veren sosyal güvenlik kurumudur. Eskiden her bir
kurumun ayrı emeklilik şartları varken, bugün itibarıyla ortak bir standart
benimsenmiş ve 25 yıl sigortalı olan herkesin erkeklerde 60, kadınlarda 58
yaşında emekli olmasına karar verilmiştir. Hatta bu yüzden sosyal güvenlik
sistemi insanlar mezarda emekli olacaklar şeklinde protesto edildi ve eleştirildiyse
de bu çok yerinde ve olması gereken bir hamleydi. Çünkü eski sisteme göre
insanlar 25 yıl prim ödeyip 43 yaşında emekli olduğunda ortalama yaşam
beklentisinin erkeklerde 69, kadınlarda 74 olduğu ülkemizde sistem açık
vermek durumunda kalıyordu. Belki anne babamızın erken yaşta emekli olmasına
seviniyoruz ama bir yandan da sosyal güvenlik sisteminde bütçe açığı oluşuyor
ve bu açıklar haklı olarak aktif sigortalılardan tahsil edilmeye çalışılıyor.
Benim babamda 43 yaşında emekli olanlardan ama onun finansmanının bir kısmını
ödediğim sigorta primleriyle bugün ben karşılıyorum. Yarın torunu da karşılayacak
ve eğer yapılmış olan reformlar gerçekleşmeseydi hem vatandaş olarak
bizim, hem de Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin üzerine bu sosyal güvenlik açıkları
yük olabilirdi. Konuya bu açıdan bakmanın ve hem kendimizin hem de ülke
ekonomimizin kazanacağı bir model üzerinde durmak bu yüzden çok önemlidir.
Yukarıdaki gazi örneğini sizinle paylaşmamın sebebi de buydu. Ben sahibi
olduğum her şeyin milliyetçisiyim ve bu ülke insanların canları karşılığında
kurulmuş. Öyleyse önce o insanlara hak ettikleri yaşamı ve değerleri sonra
da kendimize sunmak durumundayız ve bunun ilk adımı bireysel olarak sosyal güvenlik
sistemimize güvenmekten ve onu desteklemekten geçiyor diye düşünüyorum.
Sosyal güvenlik sistemi ile sigortalı olmak zaten zorunludur. Ancak
anlayamadığım sebeplerden ötürü gerek işverenlerde, gerekse işçi olarak
çalışanlarda sigortaya hak ettiği değer verilemeyebiliyor. Bir işçi
sigortasının ödenmemesi onun yerine sigorta bedelinin maaşına eklenmesini
talep edebiliyor, ya da bir işveren sigorta primlerini ödemeyebiliyor, ödediklerini
düşük basamaktan ödeyebiliyor. İşin ilginç yanı o işverenlerin mali müşavirleri
ya da muhasebecilerinin bir kısmı düşük basamak primi ödettikleri için işverenlere
bununla övünebiliyorlar. Sigorta ödemelerinden kaçınmanın ya da sosyal güvenlik
sistemine gerken değeri vermemenin maliyetleri üzerinde biraz durmak
istiyorum. Sigortalı olmanın yararlarını sıralayalım:
- Hastalandığınızda
sağlık yardımları alırsınız, ücretsiz tedavi imkanlarından ve ucuz
ilaç temin etme imkanlarından kendiniz için ve bakmakla yükümlü olduğunuz
aileniz için faydalanabilirsiniz. Eğer bakmakla yükümlü olduğunuz kişilerin
içinde eşiniz ve çocuğunuz olabildiği gibi anne babanız varsa onlar da
bu imkanlardan faydalanabilirler.
- İş kazası
geçirmeniz ya da meslek hastalığı yaşamanız durumunda çalışamadığınız
günler için size ödeme yapılır ya da sürekli olarak iş göremez hale
gelirseniz maaşa bağlanırsınız. Böylece en değerli finansal kaynağınız
olduğunu söylediğim para kazanabilme becerinizi garanti altına almış
olursunuz.
- Analık
durumu söz konusu olduğunda parasal olarak gebelik, doğum ve emzirme yardımları
sağlanır.
- Yaşamınızı
kaybetmeniz durumunda eşinize, çocuklarınıza ya da bakmakla yükümlü
olduğunuz anne babanıza maaş bağlanır ve cenaze masraflarınız karşılanır.
- Emekli olduğunuzda
ise emekli maaşına bağlanırsınız ve bakmakla yükümlü olduğunuz kişiler
için sağlık yardımlarından faydalanırsınız.
Sosyal
güvenlik sisteminin yukarıda sıraladığım yararlarını hiçbir özel
sigorta şirketinden alamayacağınız gibi, kendiniz çok düzenli bir şekilde
birikim yapsanız bile emeklilik yıllarında kritik bir hastalık geçirmeniz
durumunda birikimlerinizin bir anda eridiğine şahit olabilirsiniz. Para,
maalesef kazanıldığından çok daha çabuk harcanıyor.
Bağ-kur
istatistiklerinden birini sizinle paylaşmak istiyorum. Bağ-kur’da 1479 sayılı
kanuna göre aktif sigortalı olan kişilerin %95’i 12. basamağa kadar prim
ödüyor. Toplam 24 basamak var ve bu basamaklardan birinci basamak en düşük
seviyeyi, yirmi dördüncü basamak ise en yüksek seviyeyi ve sosyal hakları
simgeliyor. Toplam aktif sigortalıların %46’sı ise 12. basamakta yer alıyor.
Bunun sebebini de paylaşayım, eğer bağ-kur sigortalısı iseniz birden on
ikiye kadar istediğiniz basamaktan sigortalılığınıza başlayabiliyorsunuz.
Ancak birinci basamaktan da üçüncü ya da beşinci basamaktan da başlasanız
kanunen her yıl otomatik olarak basamağınız bir basamak yükseltilir. Dolayısıyla
birçok insan on ikinci basamaktan daha düşük bir seviyeden başlamasına rağmen
zaman içinde seviyesi yükseltiliyor. On ikinci basamaktan sonra basamak yükseltmek
isteğe bağlı olduğundan orada insanlar durmayı tercih ediyor ve %46 gibi
bir oranda yığılma gerçekleşiyor. On ikinci basamaktaki bir sigortalı 2005
yılı itibarıyla aylık 229 YTL prim ödüyor. Bu basamaktan emekli olan
birinin alacağı emekli maaşı ortalama 400 YTL’dir. Şimdi size sormak
istiyorum, bugün itibarıyla emekli olsaydınız ve size 400 YTL emekli maaşı
bağlansaydı bu parayla geçinebilir miydiniz? Cevabın ne olduğunu hepimiz
biliyoruz, bu durumda yapılması gereken sosyal güvenlik sistemine güvenmek,
mümkün olan en yüksek primleri zamanında ödeyerek sahip olabileceğimiz en
yüksek emeklilik imkanlarına sahip olmaktır. Türkiye’nin en iyi emeklilik
koşullarına sahip olan ilk %5’inin içinde yer alabilmek için sadece isteğe
bağlı olarak on üçüncü basamağa yükselmeniz bile yeterlidir. Üniversite
sınavlarına hazırlanan öğrencilere sürekli olarak verilen bir örnek vardır.
Başarılı bir öğrenci ile başarısız bir öğrenci arasındaki fark çok küçüktür.
İkisi de derslere devam eder, ikisi de okula gidip gelir, ikisi de ödevlerini
yapar, ancak başarılı olan sadece ödev yapmakla kalmaz aynı zamanda kendisi
de birkaç saat zaman ayırıp derslerine çalışır. Bunun sonucunda da
milyonların girdiği üniversite sınavlarında yüz binlerin önüne geçebilir.
Yaşam, en zorlu sınavdır. Üniversite sınavının telafisi mümkündür ama
kaybolan zaman maalesef geri gelmiyor. Bugün elinize toplu olarak para geçse
ve deseniz ki alın şu parayı beni emekli edin ve bana hastalanırsam sosyal
haklar sağlayın, ne sosyal güvenlik sistemi ne de özel sigorta şirketleri
sizin için bunu yapamaz. Paranız olabilir ama zamanınız yoktur. Zaman birçok
durumda paradan daha değerlidir. Bu yüzden emeklilik planlama sürecinin hem
zorunlu hem de birinci aşaması sosyal güvenlik sistemidir. Sosyal güvenlik
sistemine dahil olup düzenli olarak primlerinizi ödediğinizde hem sağlık
yardımlarına kavuşabilir hem de emekli olduğunuzda ne kadar maaş alacağınızı
yaklaşık olarak bilirsiniz. Bu durumda geriye kalan, sizin istediğiniz yaşam
standardını emekli olduğunuzda da sürdürebilmeniz için ne kadar emeklilik
yatırımı yapmanız gerektiğinin cevabını vermek ve bu doğrultuda hareket
etmektir.
Yazının
başında verdiğim istiklal madalyası sahibi gazi örneğine dönecek olursak,
hem onlar hem de biz rahat bir yaşamı hak ediyoruz. Yaşam standartlarımızın
daha yüksek olabileceği ülkemizde yaşam kalitemizin Amerika Birleşik
Devletleri ve Avrupa ülkelerinden daha yüksek olduğunu düşünüyorum. Yaşam
standardını yükseltmek kolaydır ama yaşam kalitesini yükseltmek zordur. Yaşam
standardı altyapı, sermaye ve teknoloji ile ilgiliyken, yaşam kalitesi
insanlarla ve kültürle ilgilidir.
Yaşam
standardımızı yükseltmenin
yolları var. Emekli olmanın bence en iyi yöntemi sosyal güvenlik sistemi,
çünkü aldığınız emekli maaşının kat kat yükseği olan sağlık
giderlerini bu sistem karşılıyor ve sadece sağlık giderleri bile düşünüldüğünde
bu çok ciddi bir rakamdır. Emeklilik standardımızı yükseltebilmek için
sosyal güvenlik sistemine bağlı kalmak yeterli olmayacaktır. Bunun için de
kişisel olarak ekstra bazı emeklilik yatırımları yapmamız gerekir.
Ülkemizde sosyal güvenlik sisteminden emekli olabilme imkanının yanı
sıra özel hayat sigortaları ve bireysel emeklilik sistemi uygulamaları var.
Bu emeklilik imkanlarından hayat sigortaları birikimli ve birikimsiz olmak üzere
ikiye ayrılıyor. Birikimsiz hayat sigortalarında sadece teminat varken,
birikimli hayat sigortalarında teminatın yanı sıra birikim de var. Kanunen
hayat sigortasına sahip olan birine onuncu yıldan itibaren emekli olma hakkı
tanınır. Bunun için hayat sigortası sahibinin 10 yıl boyunca primlerini ödemiş
olması gerekmektedir. On yıllık sürenin sonunda sigortalı isterse o ana
kadar ödemiş olduğu ve birikim fonunda toplanmış olan parayı toplu olarak
alır, isterse de kendisini emekli maaşına bağlatabilir. Bu durumda kişi,
sosyal güvenlik sisteminin emeklilik sistemine ek olarak bir emekli maaşı
elde etme imkanına kavuşmuş olur. Aynı zamanda emekli olana kadar geçecek
olan süre içinde de kendini teminatları arasında bulunması şartıyla
tehlikeli hastalıklara, maluliyete, yaşam kaybına karşı teminat altına almış
olur. Hayat sigortası sahiplerinin yatırım yaparken en az 10-15 yıllık bir
vadede düşünmelerini ve hayat sigortasını bu şekilde değerlendirmelerini
öneririm. Hayat sigortası yatırımını birkaç yıllık ya da kısa vadeli
olarak düşünüyorsanız, birikimsiz hayat sigortası almanızı öneririm,
çünkü emeklilik şartı en az on yıl primlerin düzenli olarak ödenmiş
olmasıdır. Kaldı ki ilk üç yıl için primlerinizin tamamını ödemediğiniz
sürece birikim fonunuzdaki tutarı da geri çekemeyeceğiniz için kısa vadeli
düşünüyorsanız birikimsiz bir hayat poliçesi sahibi olmanız daha doğru
olabilir. Kişinin yaşı henüz gençse, primlerini ödeme gücü de varsa on yıllık
sürenin sonunda emekli olmayıp ya da parasını toplu olarak almayıp ödemelerini
devam ettirebilir. Bu durumda devam edebileceği sürenin üst sınırı 30 yıldır.
Ne kadar uzun süre sigortalı olarak kalırsanız alacağınız emekli maaşı
da o derece yüksek olacaktır. Bu sebeple hayat sigortanız varsa ve on yıllık
süreyi aştıysanız ya da yaklaştıysanız, çok yaşlı değilseniz ödemelerinizi
yapabilme gücünüz olduğu müddetçe emekli olmamanızı tavsiye ederim.
Hayat sigortalarındaki birikim fonu onuncu yıldan sonra paranın zaman değerinin
etkisiyle kartopu gibi büyür. Hem birikim fonunuzdaki para, hem sizin ödeyeceğiniz
yeni primler bir araya gelir ve onlar aynı zamanda sizin adınıza sigorta şirketi
tarafından yatırım araçlarında değerlendirildiğinde güvenli bir gelecek
inşa etmiş olursunuz. İşte tam bu noktada sadece iki kez emekli olma şansına
sahip olmuş olmaz, aynı zamanda paranın da sizin için çalışmasını sağlamış
olursunuz. Çok hoşlanmadığım bir terim var, hayattan intikam almak. Hayat
biz ona ne verir ve ondan ne istersek bize onu verir ve bence yeterince cömerttir.
Ama yine de hayattan intikam alma kaygısı olanlar varsa ikinci emeklilik imkanı
ile bunu yapabilme şansını bulmuş olabilirler.
İkinci baharı yaşamak güzel olabilir, peki üçüncü bahara ne
dersiniz? Kulağa çok hoş geliyor değil mi? Hayat sigortanız olduğunu düşünelim.
Siz duyarlı bir insansınız ve prim ödeme gücünüz olduğu için aynı
zamanda bireysel emeklilik sigortasına da sahip oluyorsunuz. Bu durumda üçüncü
bahar şansı sizin için vardır. Bireysel emeklilik sistemi hem ülke
ekonomimiz adına hem de insanlarımız adına bence çok iyi bir araç oldu. Bu
sistem sayesinde emeklilik bilinci zihinlerimizde biraz daha fazla yer etmiş
oldu. Bireysel emeklilik sistemi de hayat sigortaları ile benzer özelliklere
sahip olmakla birlikte yatırım biçimleri ve emeklilik yaşı konularında
ikisi birbirinden ayrılıyor. Bireysel emeklilik sisteminde de düzenli olarak
prim ödemeleri yaparak emekli oluyorsunuz. Hayat sigortalarından farklarından
bir tanesi bireysel emeklilik sisteminde teminat olmamasıdır. Yatırım yaptığınız
para olduğu gibi birikim hesabınıza yansır. Aynı zamanda bireysel emeklilik
fonlarından kendi risk derecenize göre düşük, orta ya da yüksek riskli
olanlarını seçerek paranızın hangi fonlarda ve yatırım araçlarında değerlendirilmesini
istediğinize karar verebiliyorsunuz. Hayat sigortalarında yatırım kararlarınızı
ve yatırım araçlarınızı kendinizin belirleme lüksü yoktur. Bireysel
emeklilik sisteminde de hayat sigortalarında olduğu gibi 10 yıllık bir süre
boyunca prim ödediğinizde emekli olma hakkını elde edersiniz. Ancak hayat
sigortalarında yaş sınırlaması yokken, bireysel emeklilik siteminde yaş sınırlaması
vardır. 25 yaşında hayat sigortası yaptıran bir insan 35 yaşında emekli
olma hakkına sahip olabilirken, aynı durum bireysel emeklilik sistemine dahil
olan bir kişi için geçerli değildir. Bireysel emeklilik siteminde 10 yıl
boyunca düzenli olarak primlerinizi ödemiş olsanız bile aynı zamanda 56 yaşını
doldurmuş olmanız beklenir. Ancak 56 yaşını doldurduktan sonra ve toplamda
10 yıl boyunca prim ödemişseniz emekli olma hakkına sahip olursunuz. 36 yaşında
bireysel emeklilik sistemine dahil olduysanız 46 yaşınıza gelip de 10 yıllık
prim ödeme süresini doldurduysanız, bu durumda karşınıza üç seçenek çıkar.
Birincisi, prim ödemelerinizi durdurabilir, siz 56 yaşına gelene kadar
bankada değerlendirilmesini sağlayabilir ve o yaşınıza geldiğinizde de
emekli olabilirsiniz. İkincisi, prim ödemelerinize devam edebildiğiniz
noktaya kadar devam edip 56 yaşında emekli olabilirsiniz. Üçüncüsü,
ihtiyacınız olması durumunda hesabınızda birikmiş olan parayı toplu
olarak çekebilirsiniz ancak bu durumda emeklilik hakkınızı kaybetmiş
olursunuz.
Sosyal
güvenlik sisteminin yanı sıra hayat sigortanızdan ve bireysel emeklilik
sisteminden emekli olmanız durumunda birçok insan tek emeklilik maaşı alırken,
siz üç emeklilik maaşı alma şansına sahip olmuş olursunuz. Yaşlandığında
torun sevme hayali olan birçok insan var çevremde, ancak genelde yaşlılar geçim
dertleriyle uğraşmaktan pek torun sevecek zaman ve imkan bulamayabiliyorlardır.
Eğer üç farklı emeklilik maaşınız olursa, çok yüksek bir yaşam
standardınız olmayabilir ama kesinlikle torun sevecek imkanınızın olacağını
garanti edip buna kefil olabilirim.
Vapurlarda
seyyar satıcılar satış yaparlarken bir ürünü gösterirler ve fiyatını söylerler.
Diyelim ki bu kalem olsun, efendim elimde görmüş olduğunuz kalem türk malı
olup birinci sınıf yazı yazar, bitmek tükenmek bilmez, en güzel, en kârlı
anlaşmaları imzalamanız için tasarlanmıştır, bakkalda markette 10 YTL
olan bu kalemi ben sadece 5 YTL karşılığında size getiriyorum. Direk üreticisinden
aldığım için bu kadar ucuza aldım, ancak bu kaliteli kalemi verip sizi göndermiyoruz
aynı zamanda yanında yine türk malı olan bir pilot kalem variyorum. Yeter
mi, hayır bir de çocuklarınız için boya seti altı renkli, çocuğunuza, yeğeninize
hediye edin gönül alın efendim. Yetmedi, bir de silgi veriyorum, kesinlikle
silerken kağıdı yırtmaz, yıpratmaz, kalemin izini bırakmaz, yetmedi üç
parça ispirtolu kalem veriyorum. Sizi bunlarla göndermiyorum efendim üreticiyle
anlaşma yapmaya gitmişken fabrikanın bir yıllık üretimini satın aldım,
bu kurşun kalemleri veriyorum. 2B kurşun kalemlerle en güzel resimleri siz
yapın, kalemtraşsız olur mu efendim bir de kalemtraş var yanında. Bakın çocuklarınıza
0,5 milimetre uçlu kalem de bu setin içinde benden size hediye, alın size
kalem uçlarını da veriyorum. Evet efendim denemek, bakmak serbest, toplam 187
parça! Hemen getiriyorum, bir saniye hanımefendi geldim, batan geminin malları
bunlar, kalmasın, stoklarla sınırlı efendim, evet ağabeycim size de
veriyorum, çocuğunu sevindir! Emeklilik için de aynı strateji yaklaşık
olarak geçerli desem, bana inanır mısınız?
Bana
üç tane emekli maaşı yetmez, ben daha fazlasını istiyorum. Aman ne güzel,
siz bedelini ödemeye razı olduktan sonra benim için hiçbir sakıncası yok,
devam edelim. Ssoyal güvenlik sisteminden emekli oldunuz, maaşınızı alıyor
ve sağlık imkanlarından faydalanıyorsunuz. Hayat sigortanızdan ve bireysel
emeklilik sisteminden de emekli oldunuz, toplam üç emeklilik maaşı alıyorsunuz
ya da bunlardan ikisini emekli maaşı olarak alıyorsunuz da birinin parasını
toplu olarak çekip yıllardır hayalini kurduğunuz ve emeklilik yıllarını
geçirmek istediğiniz dağ evini satın aldınız. Daha fazlasını nasıl
yapabilirim diye düşünüyorsunuz. Gayri menkul ile yolumuza devam edelim.
Gayri
menkul, bireysel yatırımcılar açısından ülkemizin istatistikleri göz önüne
alındığında son 45 yıldır en fazla kazandıran yatırım aracıdır.
Emekliliğinize gayri menkulün nasıl bir katkısı olabileceği düşünüldüğünde
akla ilk gelen kira gelirleri oluyor. Kira geliri elde edebileceğiniz en yaygın
iki gayri menkul çeşidi de konut ve işyeridir. Konut ve işyeri yatırımlarının
avantajları ile dezavantajlarını sizinle gayri menkul yatırımları yapmayla
ilgili olan bölümde paylaştım. Size bu konuda iki yaklaşım sunacağım. Eğer
kendinize ait bir eviniz yoksa konut sahibi olmayı düşünüp, kiracı olduğunuz
yerden daha yüksek bir meblağa kiraya verebilir ve gelir elde edebilirsiniz.
Ayrıca kiracı olduğunu konutta ev sahibinizle aranızda bir anlaşmazlık söz
konusu olduğunda kendi evinize yerleşme imkanınız da olmuş olur. Kendinize
ait bir eviniz varsa, kira getirisinin yüksek olması ve emekliliğinize
maksimum katkıyı sağlaması için işyeri yatırımı yapmak daha makuldür.
Kiraya verdiğiniz mülk işyeri ise hem daha yüksek kira getirisi elde
edebilir hem de kirasını daha düzenli ve zamanında tahsil edebilirsiniz. Bu
da sigortalarınızdan elde edeceğiniz emekli maaşınız kadar hatta daha
fazlası bir getiriye sahip olmanızı sağlayabilir.
Emekliliğiniz
için bundan da fazlasını yapabilmeniz mümkündür. Eğer emekli olduğunuz
yaşı kendinize yakıştıramıyorsanız, emekli olduktan sonra ikinci bir
kariyere başlayabilirsiniz. Bu kariyer uzmanlık sahibi olduğunuz alanda
firmalara danışmanlık vermek olabileceği gibi, yeni bir sektörde işe de başlayabilirsiniz.
Her iki durumda da kazanan siz olursunuz ama bu şıkkı seçmeniz durumunda
getireceği zahmete ve stresli iş temposuna dayanmak durumundasınızdır. İkinci
kariyer muhakkak çalışmanız gerektiği anlamına gelmez. İkinci bir
kariyere emekli olduktan sonra ya da emekli olmanıza yakın bir zamanda bir
firmaya ortak olarak da başlayabilirsiniz. Siz sermaye koyarsınız, ortaklarınız
da emek. Böylece eğer güvenilir bir iş ortaklığı tesis edebilir ve büyüme
potansiyeli taşıyan bir iş kurarsanız sermayenizin karşılığı olarak yapılan
işlerden aylık bir kâr elinize geçebilir. Riskin derecesini biraz daha yükseltmek
isteyenler varsa emekli olduktan sonra tamamen kendi işlerini kurabilirler. Bu
durum yoğun çalışmanızı gerektirecektir ama kendinize ait olan bir iş
kurar ve bu işi büyütmeyi başarırsanız sizden sonraki nesle, çocuklarınıza
ve torunlarınıza da onların geçim kaynağı olabilecek bir miras bırakabilirsiniz.
Bu durumda iyi bir emekliliğe sahip olmak ve nakit sıkıntısı çekmemek için
gerekenleri aşağıdaki şekilde kısaca özetleyebiliriz:
·
Emeklilik yıllarınızda daha az harcayın.
·
Emekli olmadan önce daha fazla birikim yapın.
·
Emekliliğinize yatırım yapın.
·
Emekliliğinizde ek gelir elde etmeyi düşünün.
Emekli
olmak konusunda oldukça fazla seçeneğe sahibiz. Bütün bu seçeneklere sahip
olduğumuz bir ülkede yaşadığımız için kendimizi şanslı saymamız
gerektiğini düşünüyorum. En doğru emeklilik seçeneği kişiden kişiye değişebilir.
Nasıl emekli olabileceğinizi öğrendiniz, iyi şanslar, eğer hala şansa
ihtiyacınız olduğunu düşünüyorsanız…
|