Ücretsiz elektronik bültenimize ve e-posta grubumuza üye olun.

Üye olun
Üyelikten çıkın

E-posta adresiniz

    
 
 
 

Hakan Turgut
Seminere Davet Edin
Basında
İnternette

Seminer Takvimi

 

Parasal Zeka Testleri

Finansal Hesaplar

Sözlük

 

Finansal Danışmanlık

Tüketici Kredileri

Sigorta Hizmetleri

Bizimle Çalışın

Bize Ulaşın

Online Kroki

   
   
 

Ana Sayfanız Yapın

Link Verin

Gizlilik Politikası

Telif Politikası

Reklamınızı Verin

Desteklediğimiz Kuruluşlar

   
  Benimle Misket Oynar Mısın?
   
   
   

SEVDİKLERİNİZİN GELECEĞİNİ VASİYETNAME YAZARAK GÜVENCE ALTINA ALIN

            Güzel sanatlara hayran bir adam varmış. O kadar çok seviyormuş ki, hayatını ona adamış. Güzel sanat eserleri alabilmek için çok çalışıyor ve güzel bir sanat eseri bulduğunda tüm parasını veriyormuş. Picasso, Rembrandt gibi birçok ünlü sanatçının eserine talip oluyor ve onları satın alabilmek için de çok çalışıyormuş. Eşini kaybeden bu adamın bir de oğlu varmış ve oğluna da sanat sevgisini aşılamış. Sanata duydukları ilgi onları birbirine daha sıkı bağlıyormuş. Bir süre sonra savaş çıkmış ve adamın oğlu ülkeleri adına savaşa katılmak zorunda kalmış. Aradan biraz zaman geçtikten sonra bir mektup almış. Mektupta oğlunun bir harekat esnasında kaybolduğu yazıyormuş. Zaten oğlunun yokluğuna çok üzülen babanın acısı bu mektupla bir kat daha artmış. Birkaç hafta sonra kalbini parçalayan ikinci mektubu almış baba. Mektupta oğlunun bir harekat sırasında öldüğü yazıyormuş. Oğul, muharebe sırasında yaralanan askerleri kurtarıyormuş. En son yaralıyı güvenli bölgeye taşırken arkadan gelen bir kurşun, onun hayatını kaybetmesine neden olmuş. Mektubu alalı birkaç ay olmuş ve bir yılbaşı sabahıymış. Babanın canı yataktan kalkmak istemiyormuş çünkü oğlu olmadan bir noel geçirmek istemiyormuş. Birden kapı çalınmış ve kim olduğuna bakmak üzere kapıya yönelmiş. Kapıyı açınca elinde paket olan genç bir adam görmüş.

            Genç adam: ”Bayım, siz beni tanımıyorsunuz ama ben oğlunuzun kurtarırken öldüğü yaralı askerim” demiş. “Ben çok zengin biri değilim ama oğlunuz sizin sanat sevginizden bana bahsetmişti, ben de çok iyi bir ressam olmadığım halde onun bir portresini yapıp size hediye etmek istedim” demiş.

Baba paketi almış ve eve girip açmış. Sonra koleksiyon odasına gidip şöminenin üzerinde duran Rembrandt eserini çıkarıp, onun yerine kendi oğlunun portresini asmış. Sonra gözlerinden süzülen yaşlarla genç adama dönmüş ve “Bu benim en değerli eşyam ve evimdeki tüm değerli eserlerin hepsinden daha değerli” demiş. Baba ve genç adam birlikte noel yemeği yemişler ve genç adam daha sonra gitmiş. Birkaç yıl sonra baba hastalanmış ve bir süre sonra da ölmüş. Ölümü ilan edildikten sonra bütün sanat meraklıları onun sahip olduğu sanat eserleri için yapılacak olan müzayedeyi bekliyormuş. Nihayet müzayedenin noel günü yapılacağı duyurulmuş. Müze yetkilileri ve dünyanın en ünlü koleksiyoncuları evde toplanmışlar. Hepsi heyecanla satılacak sanat eserlerini alabilmeyi bekliyormuş. Ev dolmuş. Müzayede yöneticisi ayağa kalkmış ve “Hepinize geldiğiniz için teşekkür ederim. Müzayedenin ilk parçası arkamda gördüğünüz portredir” demiş.

Arka sıralardan biri, “Ama o, yaşlı adamın oğlunun portresi” diye bağırmış, “neden onu geçip diğer sanat eserlerine gelmiyoruz?”. Mezatçı: “Önce bunu satmamız gerek, sonra diğerlerine geçebileceğiz” demiş. “Evet, artırmayı 100 dolar ile başlatıyorum, yok mu artıran?” Hiç kimseden ses çıkmayınca, “O zaman 50 dolar” demiş. Hala kimseden ses çıkmamış, “o zaman 40 dolar”. Ses çıkmayınca, “Hiç kimse bu portreye talip değil mi?” diye sormuş. Yaşlıca bir adam ayağa kalkmış ve “10 dolara olur mu?” demiş. “Tüm param bu. Ben onların karşı komşusuyum ve bu çocuğu tanıyorum. Onun büyümesine tanık oldum ve o çocuğu çok sevdim. Onun portresini almak isterim.” “Yani 10 dolara almak istiyor musunuz?” diye sormuş müzayedeci.

“10 dolar! Satıyorum! Satıyorum! Satttt-tttııımmmmm!” Salonda bir sevinç mırıltısı yükselmiş ve herkes birbirine “Nihayet gerçek sanat eserlerine kavuşacağız.” demeye başlamış. Müzayedeci o zaman, “Hepinize geldiğiniz için teşekkür ederim. Sizleri bugün burada görmek çok güzeldi. Ama müzayede burada bitti.” demiş. Kalabalıktan kızgın sesler yükselmeye başlamış. “Ne demek müzayede bitti? Diğer eserler için artırma başlamadı bile…” Müzayedeci o zaman: “Üzgünüm ama müzayede sona erdi. Çünkü yaşlı adam vasiyetinde şöyle demişti. Oğlumun portresini alan tüm eserlerin sahibi olur.” Bu güzel hikayeyi çeviren Doğugül Kan’a teşekkürler. Bu hikaye, bir vasiyetnamenin miras planlaması yaparken ne kadar güçlü bir araç olabildiğini anlatan en sevdiğim örneklerden biridir.

            Vasiyetname, miras paylaşımının sorunsuz biçimde yapılmasını sağlayan araçlardan biridir. Sevdiklerinize güvenli bir gelecek bırakmanın yollarından biri de bu yüzden vasiyetname yazmaktır. Vasiyetname yazmanın ve bir vasiyetnameye sahip olmanın size getireceği bazı avantajlar vardır:

  • Eğer vasiyetnameniz yoksa, mahkeme kanuni varislerinizi değerlendirmeye alır. Oysa siz servetinizin bir kısmını kanuni varislerinizin dışında birilerine de bırakmak isteyebilirsiniz. Yasal olarak eğer vasiyetnameniz yoksa, mahkemenin gözünde sadece kanuni varislerini eşiniz, çocuklarınız, hayattalar ise anne ve babanız değerlendirmeye alınır.
  • Çocuklarınızın özel ihtiyaçları varsa (eğitim, bakım, vb.) ve bu ihtiyaçların sizin istediğiniz şekilde karşılanmasını istiyorsanız, bunu bir vasiyetname aracılığıyla yapabilirsiniz. Çocuğunuzun sizin yaşamınızı kaybetmeniz durumunda eğitim, evlilik, iş ihtiyaçlarını karşılamak üzere nakit paraya ihtiyacı olabilir. Bu durumda onlara toplu bir para bırakmanız durumunda yaşları gençse, sizin istediğiniz şekilde değerlendiremeyebilirler. Oysa uygun koşullarda bir hayat sigortası yaptırdığınızda çocuklarınıza bırakacağınız toplam teminat tutarınızın onlara toplu olarak değil de aylık ya da yıllık maaş halinde ödenmesini sağlayabilir, böylece onların finansal geleceğini birkaç yıllığına değil, uzun vadeli olarak 10 yıllığına güvence altına alabilirsiniz. Zaten aradan geçecek olan bu süre içinde çocuğunuz da yetişkin hale gelecek ve kendi yaşamını kurabilecektir.
  • Mal varlığınız, vasiyetnameniz sayesinde sizin istediğiniz şekilde paylaştırılabilir. Böylece kanuni varislerinizin ihtiyaçlarını en doğru ve en adil şekilde karşılama imkanına sahip olmuş olabilirsiniz. Bu da olası miras kavgalarının önüne geçebilir. Çünkü vasiyetnameniz yürürlüğe girdiğinde vasiyetname sahibi hayatta olmayacağından ortada tartışacak ya da itiraz edecek bir muhatap yoktur. Vasiyetnameye çok sinirlenen biri olursa vasiyetname sahibinin yanına gidebilir, ama kimsenin o kadar sinirleneceğini sanmıyorum!
  • Eğer mal varlığınızın bir kısmı ile finansal destek vermek istediğiniz biri varsa, ya da mal varlığınızın bir kısmını kanuni varisiniz olmayan, ailenizin dışında birine bırakmak isterseniz, bunu da vasiyetname yoluyla yapabilirsiniz. Bu durumda kanuni varislerinizin itiraz hakkı vardır ve olay mahkemeye intikal eder ama vasiyetnamenizi mahkeme tanırsa, bir avukatın danışmanlığını ve noterin onayını almışsanız mahkemeyi kazanan vasiyetnameniz olacaktır.
  • Bir vasiyetnameniz varsa, mal varlığınızı kötü bile paylaştırmış olsanız, ya da paylaşımda bir hata bile yapmış olsanız, istediğinizi almış olursunuz. Çünkü neticede vasiyetnamenin amacı serveti varisler arasında paylaştırmaktır ve bu da yapılmış olur. Kötü de olsa paylaştırılması, hiç paylaşılamamasından daha iyidir. Çünkü zaman için de kırgınlıklar affedilebilir ya da unutulabilirken, ortada sürekli bir sorun varsa kırgınlıklar da olmaya devam edecektir.

Vasiyetnamenizin olmaması durumunda mal paylaşımı yasalar çerçevesinde yapılır. Eğer yasaların paylaştırdığı biçim ile, sizin paylaştırılmasını istediğiniz model birbiri ile çelişiyorsa kaybeden taraf siz olursunuz. Hayatta olmayan birinin kaybedecek neyi olabilir ki? Eğer çocukları varsa kaybedecek bir nesli olabilir mesela…

Vasiyetname Nasıl Yazılır?

Vasiyetname aslında yazılmaz, sadece değiştirilir, çünkü herkesin bir vasiyetnamesi vardır. Şaşırdınız değil mi? Vasiyetname yazmamanız durumunda yasal prosedüre göre mal varlığınız paylaştırılır. Her ülke kendi miras hukukunu düzenlemiştir ve bu da bizim vasiyetnamemizi oluşturur. Dolayısıyla bir vasiyetname yazdığınızda aslında var olan yasal düzenlemelerin sizin için hazırlamış olduğu vasiyetname şartlarını kendi ailenizin durumuna uyarlamış oluyorsunuz. Bu durumda kimler vasiyetname yazmalıdır sorusunun cevabı, herkestir. Bu yüzden vasiyetname yazmanın özel bir prosedürü yoktur. Kendiniz elle boş bir kağıda yazabileceğiniz gibi, sözlü olarak da ifade edebilirsiniz. Ama mahkeme karşısında geçerliliği olması ve potansiyel bir sorunla karşılaşmanız açısından bir avukatla birlikte yazılıp, noterden onaylı olmasında ve mümkünse şahitlerin de bulunmasında fayda vardır.

Ölmek üzere olan yaşlı bir baba, yatağının başına üç oğlunu çağırarak, onlara vasiyette bulunur: "Oğullarım, ben ölünce, birbirinize düşmemeniz için, size sahibi olduğum 17 deveyi paylaştırmak istiyorum. Miras olarak develerin yarısını büyük oğluma, üçte birini ortancaya, dokuzda birini ise küçük oğluma bırakıyorum."

Babalarının ölümünden sonra, mirası babalarının vasiyeti uyarınca paylaşmak üzere kardeşler bir araya gelirler. Fakat bir türlü işin içinden çıkamazlar. Mirası babalarının istediği gibi pay edemezler. Çünkü 17 sayısı ne 2' ye, ne 3' e, ne de 9' a bölünebilir. "Bu işin üstesinden ancak köyün tecrübe ehli, yaşlı bilgesi gelir!" diye düşünüp, ona giderek, danışırlar. Bilge kişi "Benim bir devem var, onu da alıp, yeniden hesap yapın!" der. Bu cömertliğe çok şaşıran oğullar, 18 deveyi pay etmeye girişirler. Önce 2' ye bölerler, büyük oğul 9 develik payını alır. Sonra 3'e bölerler, çıkan 6 deveyi de ortanca oğul alır. Daha sonra 9' a böldüklerinde 2 deveyi de küçük oğul alır. Ama, bütün develeri paylaştıktan sonra ortada fazladan bir deve kalır yine. Oğullar bu duruma da bir çözüm getirmesi için yaşlı bilgeye başvururlar. Bilge kişi güler ve: "İyi öyleyse!" der. "Sorununuz çözümlendiğine göre, ben de devemi geri alayım." Avukatlar da söz konusu miras olduğunda tıpkı bilgi gibi katalizör gibi devreye girer, çözümü sağladıktan sonra devreden çıkar.

Vasiyetnamenizin özel bir durum yoksa gizli olmamasında fayda vardır. Aile fertleri de bir vasiyetnameniz olduğunu bilirlerse, avukatınız tarafından muhafaza edildiğini söylerseniz ya da yangın korumalı bir kasanız varsa evinizde kendiniz muhafaza edip bir nüshasını avukatınızda tutarsanız işiniz kolaylaşabilir.

 Miras paylaşımı konusunda bunların haricinde aileniz tarafından bilinmesi gerekenleri aşağıdaki gibi bir liste halinde sıralayabiliriz:

  • Vasiyetnameniz ve nerede olduğu
  • Avukatınızın adı, adresi ve iletişim bilgileri
  • Sosyal güvenlik numaranız
  • Banka hesap numaralarınız
  • Bankada kiralık kasanız varsa içinde nelerin olduğuna dair yazılı bir kayıt
  • Nüfus cüzdanınız
  • Evlilik cüzdanınız
  • Yatırımlarınız ve yatırım danışmanınız
  • Borç ve alacaklarınız
  • İşinizle ilgili sözleşme ve taahhütleriniz
  • Muhasebecinizin adı, adresi ve iletişim bilgileri
  • Sigortacınızın adı, adresi ve iletişim bilgileri

Bu bilgileri ya mal varlığının sahibinin söylemesi ya da kanuni varislerin sorup öğrenmesi gereklidir. Genelde kanuni varislerin bu tür bilgileri sorması yanlış anlaşılabilir. Bunun önüne geçmenin yolu miras sahibinin kendisine bu sorunun sorulmasına fırsat vermemesidir. Ama yine de son çare bile olsa bu soruları sorup, miras paylaşımı konusunda ailelerin birlikte diyalog halinde olmaları onların menfaatine olacaktır. Miras konuları sır kalmamalıdır. İnsanlar konuşarak anlaşırlar.

İki şahit huzurunda, noter tasdikli olarak vasiyetnamenizi hazırladınız ve avukatınıza onaylattınız. Bundan sonra vasiyetnamenin düzenli olarak güncellenmesi de gerekebilir. Sizin ya da çevrenizin koşulları değiştiğinde vasiyetnamenizde gereken değişiklikleri yapmak durumunda kalabilirsiniz. Aşağıdaki şartların oluşması durumunda vasiyetnamenizi güncellemenizi öneririm:

  • Evlilik durumunuz değiştiğinde: Yeni evlendiyseniz, eşinizden boşandıysanız ya da ikinci  evliliğinizi yaptıysanız, vasiyetnamenizi güncellemeniz gerekebilir.
  • Kazancınız değiştiğinde: Kazancınızda artma ya da eksilme olduğunda bu bütün mal varlığınızı etkileyeceğinden vasiyetnamenizde değişiklik yapmanız gerekebilir.
  • Sağlık durumunuz değiştiğinde: Umarım hayatınız boyunca dermanı olmayan bir dertle karşılaşmazsınız. Sürekli bakım gerektiren bir hastalıkla karşılaşmanız durumunda mal varlığınızın bir bölümünü bakım giderlerinize ve size bakmakla yükümlü olan kişiye tahsis etmek zorunda kalabilirsiniz.
  • Aileniz büyüdüğünde ya da küçüldüğünde: Yeni çocuk sahibi olarak ailenizi genişletebilirsiniz. Bir ölüm sonucu da ailenizde küçülme yaşayabilirsiniz. Her iki durumda da vasiyetnamenizde gerekli gördüğünüz ekleme ve çıkarmaları yapmak durumunda kalırsınız.
  • Üzerinden uzun zaman geçtiğinde: Vasiyetnamenizi hazırladığınız günden itibaren aradan 5 yıl ya da 10 yıl gibi uzun bir zaman geçmişse de vasiyetnamenizi güncellemeniz gerekebilir. Zaman içinde servetinizi büyütmüş olabilir ya da o servette bir küçülme yaşamış olabilirsiniz. 3 yılda bir düzenli olarak vasiyetnamenizi mal varlığınızın son durumuna göre güncellemenizde fayda vardır.

Miras Problemleri ve Çözüm Önerileri

Miras konusunda gerçek hayatta sıklıkla yaşanabilen birkaç problem ve çözüm önerileri üzerinde durmak istiyorum. Bunlardan bir tanesi problemli çocuklardır. Beş parmağın beşi bir olmadığı gibi çocuklarınızın karakter ve kişilik yapıları da aynı olmayabilir. Sizin değerlendirmenize göre çocuklarınızdan biri diğerlerine ya da diğerine göre daha hayırlı ya da hayırsız olabilir. Bunun değerlendirmesini yani çocukların yargılanmasını ebeveynler onları en iyi kendileri tanıdıkları için başkasına bırakmazlar. Peki bu durumda ne yapmalıyız? Genelde çözüm önerisi olarak mirasınızı har vurup harman savurmayacak olan çocuğa mal varlığınızın büyük bölümünü, mal varlığınızı yönetemeyeceğini düşündüğünüz çocuğunuza da küçük bölümünü bırakmak gibi bir çözüm düşünülebiliyor. Bu ilk bakışta kulağa çok mantıklıymış gibi gelebiliyor. Öyle ya, bir ömür verilerek kazanılmış olan değerlerin birkaç yıl içinde tüketilmesine hangi miras bırakan razı gelir?

Bu durumda çözüm son derece basittir. Siz isteseniz de istemeseniz de çocuklarınızı hayırlı, hayırsız; parayı kullanabilir, kullanamaz ya da farklı şekillerde sınıflandırma ve kıyaslama yapmadan eşit miktarda bölüşüm yapmak en ideal yaklaşımdır. Eşit paylaşım yapmamanız durumunda mal varlığınızdan küçük bir kısım bıraktığınız ve paranızı yönetemeyeceğini düşündüğünüz için zor durumda bıraktığınız çocuğunuz elindeki serveti tüketebilir. Bu durumda kendisine daha fazla servet bırakılmış olan kardeşler, küçük payı almış olan kardeşlerinin payı küçük olduğu için zor durumda kaldığını düşünüp suçluluk psikolojisine girebilirler. Eğer küçük pay alan kardeş de onların üzerine bu yüzden bir baskı kurarsa en büyük sorunla karşı karşıyasınız demektir. Çünkü ailesi varsa çocuklarının ve eşinin baskısı ile küçük payı alan kardeş kendisinin hor görüldüğünü iddia edip kendi hakkı olan aradaki farkı isteyebilir. Bu durumda istediğini alırsa çok ciddi başka bir problem yaşanabilir. Hazıra alışan bu kardeş elindeki bu serveti de tükettikten sonra kardeşlerinden bu kez de borç isteme yoluna gidebilir ve borcunu da ödeyemeyeceğinden orada sürekli kanayan ve servetinizi adeta bir vücudun kan kaybetmesi gibi tüketen bir yara açmış olursunuz. Bunun sorumlusu da tamamen mirası bırakan kişidir. Olayı yukarıdan görmenizi istediğim için bu örneği paylaştım. Tersi olmuş olsaydı, yani eşit olarak miras paylaşılmış olsaydı, küçük payı almış olan kardeş servetini tükettiğinde diğer kardeşleri ona bir kereliğine borç verebilir ya da destek olabilirlerdi. Ama borcunu ödemediğinde ikinci ya da üçüncü destek arkasından gelmeyebilirdi, ya da kendilerini bu konuda daha rahat hissedebilirlerdi. Çünkü üzerlerine düşen görevi yerine getirmiş olurlardı. Halbuki sizin onlara mirasınızdan büyük payı verme hamleniz her iki tarafı da zor durumda bırakabilir.

            Miras problemleri o kadar çoktur ki kitaplara sığdırabilmek mümkün değil. Başka bir durum daha değerlendirelim. Diyelim çocuklarınız var ve siz miras paylaşımını yaparken bütün mal varlığınızı çocuklarınız henüz 18 yaşından küçük olduğu için ya da küçük oldukları için eşinize bıraktınız. İki tane de çocuğunuz olduğunu düşünelim. Örnek bu ya, vasiyetnamenizi hazırlayıp bütün mal varlığınızı eşinize bıraktınız -kanunen çocuklarınızın da ayrı ayrı hakkı var- ve yaşamınızı kaybettiniz. Eşiniz sizden sonra başka biriyle evlendi. Evlendiği kişinin de iki çocuğu var. Hayattayken eşiniz olan kadının ve  yeni kocasının ilk evliliklerinden iki çocuğu var ve toplam dört çocuktan oluşan altı kişilik bir aile oldular. Aradan belli bir süre geçtikten sonra siz hayattayken eşiniz olan kadın da vefat ediyor. Bu durumda ne olur?

            Ne olacağı aslında oldukça açıktır. Siz bütün mal varlığınızı eşinize bıraktınız, o da başka biriyle evlendi ve yaşamını kaybetti. Bu durumda yasalara göre mirasında yeni kocası hak sahibidir. Dikkat ediyorsanız sizin çocuklarınızın da hakkı olan bir mal varlığı idi bu ama siz çocuklarınızı kendi elinizle ateşe atmış oldunuz. Belki eşinizin yeni kocası onlara çok iyi babalık edebilir, haklarını gözetebilir, ama belki de bunu yapmayabilir. Cevabı duruma ve kişiye göre değişir.

Sorunsuz Miras Paylaşımı

Miras olarak bırakılmış olan gayri menkullerin paylaşımı vasiyetnameniz yoksa oldukça zordur. Mirasın varisi olan kişiler kendi şartlarına en uygun miktarda mal varlığına sahip olmak isteyeceğinden, miras tartışmaları yaşanabilir. Miras tartışmaları bazen ucunda ölüm olan çatışmalara dönüşebiliyor. Aslında miras kavgalarına son vermenin çok etkili ve kesin sonuç veren bir yöntemi var. Sorunun temeline inelim. Miras paylaşımının rahatlıkla yapılamamasının en önemli sebebi, miras olarak bırakılan emtianın önemli bir bölümünün rahatlıkla bölünememesi ve ortak kullanıma uygun olmamasıdır. Bir evi oda oda paylaştıramazsınız. Bir arabayı bir hafta sizin aile binsin, diğer hafta bizim aile binsin şeklinde de kullanamazsınız. Bu bir yerde elma ve armutları paylaştırmaya benziyor. Matematiksel hiçbir işlemi elma ve armut ile yapamazsınız. Bir elma artı bir armutun toplamı bir elma artı bir armuttur. İkisini topladığınızda 1 + 2 = 3 gibi iki farklı rakamı topladığınızda farklı üçüncü bir rakam elde edemezsiniz. Çünkü elma ve armut aynı birimler değildir. Bunları aynı zamanda birbirine bölemezsiniz de elma bölü armut ne eder? Ben bilmiyorum cevabı varsa hakan@parasalzeka.com adresine gönderirseniz ben de öğrenmiş olurum. Demek ki sorunun temelinde mirasa konu olan malların aynı cinste olmaması yatıyor. Eğer aynı cins olsalardı miras paylaşımı önemli bir sorun olmaktan çıkardı. Bu durumda eğer elmayı da armutla değiştirirsek ve elimizde aynı büyüklükte ve cinste iki armut olursa çok rahat bunu pay edebiliriz.  

Miras paylaşımında da bu basit matematik kuralı geçerlidir. En kolay ve en etkili paylaşabilen şey nakit paradır. Bu yüzden miras davalarında bankadaki nakit para sorunsuzca pay edilir. Problem farklı cinsteki miras mallarının paylaştırılmasındadır. Bunun önüne geçebilmek için bütün mirasınızı nakde çevirip imkanınız olması durumunda sağlığınızda paylaştırabilir ya da sadece nakde çevirip banka hesabınızda tutabilirsiniz. Ortada yeter ki nakit para olsun, varisleriniz onu paylaşmakta zorlanmayacaklardır. Zaten çok uzun süren miras davalarının sonunda da çevrenizde belki örnekleri vardır, taraflar anlaşmaya varamazlarsa mahkeme tarafından miras malları satışa çıkarılıp nakit paylaşılır. Bu işi mahkeme kararlarına bırakmadan kendiniz yaparsanız maliyetlerinizi düşürüp elinize geçen toplam para miktarını artırabilirsiniz.   

 

 

 

SSS l Hizmet Koşulları l Bağlantılar

 
 

Copyright © 2005
Parasal Zekâ Finansal Danışmanlık Eğitim ve Yayıncılık Hizmetleri Ltd. Şti. • Kullanım Koşulları
Adres: Caferağa Mah. Hacı Ahmet Bey Sok. No:13/1 Bahariye Kadıköy 34710 İstanbul
 Tel: +90 (216) 495 84 98  •  Faks: +90 (216) 345 66 93