|
KAZANDIRAN YATIRIM PRENSİPLERİ
Yatırım yaparken amaç riskinizi en düşük seviyeye çekmek ve kâr
potansiyelinizi de en yüksek seviyeye çıkarmaktır. Basın yayın organlarında
hemen her hafta “kaçırılmaması gereken yatırım”, “fiyatı en ucuz
hisse senetleri”, “gayri menkulde en fazla değer kazanacak yerler” gibi
manşetlere rastlayabilirsiniz. Bunların bir kısmı gerçekten fırsat
olabilir, ama bilmelisiniz ki önemli bir bölümü gereken yatırımlar yapıldıktan
sonra haber olur. Yatırımcı psikolojisini de düşünecek olursak, bir hisse
senedinin fiyatı gerçekten ucuzsa ve fırsatsa bile, gazeteye çıkıp da artık
bütün Türkiye ondan haberdar olduktan sonra değeri kalmaz. Piyasada bir
ihtiyacı fark ettiniz ve bu alana yönelik yatırım yaptınız. Eğer bu haber
olarak geniş kitlelere duyurulursa ve onlar da bu yatırımı yaparsa ne olur?
Yoğun rekabet yaşanır, fiyatlar ve dolayısıyla kâr marjları düşer, para
kazanmak için yaptığınız bir iş külfet haline gelmiş olur. Bu durumda
kimsenin etkisi altında kalmadan yatırımlarınıza yön verebilmeniz için
toplam 7 adet yatırım prensibini sizinle paylaşacağım.
- Varlık dağılımı
- Farklılaştırma
- Risk
toleransını belirleme
- Araştırma
- Vergiler
- Ortalama
maliyet
- Fiyat düşüşlerine
karşı soğukkanlılık
Varlık
Dağılımı
Varlık dağılımı, yatırım bütçenizin ne kadarlık dilimini hangi
yatırım aracına ayıracağınızı belirlemektir. Kendi yatırım portföyünüzü
oluşturmanın ilk aşamasıdır. Varlık dağılımı yaptığınızda aşağıdaki
gibi bir portföye sahip olursunuz:
Şekilden de anlaşılacağı üzere varlık dağılımı hangi alanlara
yatırım yapacağınızı belirler. Sizin borsaya yatırım yapıp yapmayacağınızı
varlık dağılımı belirler ama hangi hisse senedine yatırım yapacağınız
varlık dağılımının konusu değildir. Bunun bir başka özelliği de varlık
dağılımının piyasanın değişen koşullarına rahatlıkla ayak
uydurabilmesidir. Portföyünüzdeki hisse senetleri düştü ve döviz yükseldiyse,
döviz portföyünüzü azaltıp hisse senedi portföyünüzü azaltabilirsiniz.
Bu durumda hem döviz yatırımlarınızdan elde ettiğiniz kârınızı realize
etmiş olursunuz, hem de hisse senedi portföyünüzün maliyetini düşürmüş
olursunuz. Dolayısıyla varlık dağılımı son derece esnek bir kurgudur ve
zamanla değişkenlik gösteririr. Aşağıda döviz ağırlığı azaltılıp
hisse senedine kaydırılmış varlık dağılımı tablosunu görüyorsunuz.
Varlık
dağılımına gayri menkul, altın gibi diğer yatırım araçlarını da
ekleyebilir ya da yukarıdaki örnekte var olan yatırım araçlarından bir ya
da birkaç tanesini çıkarabilirsiniz. Bunu yapmaktaki temel amaç, riskinizi
azaltabilmektir.
Farklılaştırma
Farklılaştırma,
varlık dağılımı ile karıştırılabilen ancak tamamen farklı bir kavramdır.
Yumurtaları farklı sepete koymak varlık dağılımıdır, sepete hangi
yumurtaların koyulacağına karar vermek ise farklılaştırmadır. Varlık dağılımındaki
hisse senedi kategorisinde, hangi hisse senetlerine yatırım yapacağınıza
karar vermek ve farklı hisse senetlerine sahip olmak farklılaştırmadır.
Gayri menkul sektöründe hem bir arsaya hem de bir konuta yatırım yapmak
farklılaştırmadır.
10.000
lira paranız olduğunu düşünelim ve yatırım yapmak istiyorsunuz. Eğer bu
para ile repo yaparsanız yıllık net %10 getiri ile beş yılda 16.105 lira değere
ulaşır. Aynı parayı farklı yatırım araçlarında değerlendirdiğinizi düşünelim:
- 2.500 lirası
ile kumar oynayıp, şans oyunlarına yatırdığınız bütün paranızı
kaybettiğinizi düşünelim.
- 2.500 lirası
ile yıllık %15 getirisi olan hazine bonosu aldığınızı varsayalım.
Paranızın beş yılın sonundaki değeri 5.028 lira olacaktır.
- 2.500 lirası
yıllık %10 getiri ile yine repoda kalsın. Bu durumda beş yılın
sonundaki değeri 4.026 lira olacaktır.
- 2.500 lirası
ile yıllık %30 getiri sağlayan bir hisse senedine yatırım yaptığınızı
düşünelim. 5 yılın sonunda paranızın değeri 9.282 liraya ulaşacaktır.
Şimdi
bu rakamları hep birlikte değerlendirelim.
|
|
Farklılaştırma
Olmadan
|
Farklılaştırma
İle
|
|
Repo
|
16.105
|
4.026
|
|
Kumar
|
-
|
0
|
|
Hisse Senedi
|
-
|
9.282
|
|
Hazine Bonosu
|
-
|
5.028
|
|
Toplam
|
16.105
|
18.336
|
Tabloda
da görüldüğü gibi farklılaştırma sayesinde 2.500 lirasını kaybettiğiniz
bir yatırım bile nihai olarak daha yüksek bir değere ulaşabiliyor. Aynı
zamanda bunu yaparken riskinizi de azaltmış oluyorsunuz. Böylece farklılaştırmanın
gücünü kendi adınıza kullanma şansına sahip oluyorsunuz. Eğer bahis
oyunlarıyla da ilgilenmiyorsanız kazanç potansiyelinin size tabloda gösterdiğim
rakamlardan çok daha yüksek olacağını unutmayın.
Risk
Toleransını Belirleme
Bugüne
kadar birçok insanın kişisel finansı ile ilgili sorusuna cevap verdim.
Sorunları olanların sorunlarını çözebilmek için elimden geleni yaptım.
Ancak bazı sorular vardır ki bunun cevabını ne ben ne de bir başkası
veremez. Bu sorulardan birkaç örneği sizinle paylaşayım:
- 100 lira
param var, bunu nasıl üçe, beşe katlayabilirim?
- Elimdeki
1000 lira ile nasıl zengin olabilirim?
- Kişisel
finans ve para yönetimi anlatıyorsunuz, bana söyler misiniz ben paramı
nasıl yöneteyim?
Bu
sorular daha uzayıp gidiyor. Bu sorular öyle sorular ki, soruyu soran kişi
sizden bir cümleyle cevabını duymak istiyor, bu da yetmezmiş gibi duyduğu
cevap mümkünse hiçbir şey yapmasına gerek kalmadan onu zengin etsin
istiyor. Ben de gerçekten tek cümlelik bir cevap veriyorum. “Eğer sorunuzun
cevabını biliyor olsaydım, parasal zekâ seminerlerini sunmaz, gidip bire on
kazandıran yatırımları yapıyor olurdum”. İşin ilginç yanı, eğer yatırım
yapmanın sihirli bir formülü olsaydı zaten yatırım yönetimi üzerine bu
kadar çok yazılıp çizilmesine ya da üniversitelerde bunun bir bilim dalı
olmasına gerek kalmazdı. İnsanları zengin ya da fakir eden faktörlerden
biri de paraya karşı takındıkları tavırdır. Eğer siz bugün çalışıp
yarın zengin olmayı umuyorsanız ya da bugün yatırım yapıp yarın ikiye
üçe katlamasını umuyorsanız, şansınızı kaybetmişsiniz demektir. Yukarıda
örneğini verdiğim soruların tek günlük olmasa da orta ve uzun vadeli düşünen
insanlar için cevapları var, ama bu cevaplar kişiden kişiye değişiyor.
Bunun için verdiğimiz bir finansal danışmanlık hizmeti var ve bu hizmetin
sonunda hizmeti alan kişiye finansal bir rapor sunuyoruz. Çünkü herkesin
sahip olduğu risk toleransı farklıdır. Her yatırımcı üç risk grubundan
birine girer. Düşük, orta ve yüksek. Risk grubunuzu da yaşınız, medeni
durumunuz, çocuk sayınız gibi birçok faktör etkiler. Takdir edersiniz ki
bir insanın risk grubu hakkında gözünün içine bakarak fikir sahibi olamazsınız.
Düşük
risk kategorisindeki birisinin portföyünün değer kaybetmesine tahammülü
yoktur. Bu gruptaki yatırımcılar genellikle tahvil, bono gibi uzun vadeli ve
fiyatlarında dalgalanmanın fazla olmadığı yatırımları tercih ederler.
Kaybetme riskini düşürebildikleri kadar düşürürler ancak bu aynı zamanda
kazanç potansiyelinin de düşmesi anlamına gelir. Düşük risk grubundaki
bir yatırımcı için kazanmak ya da kaybetmekten daha önemli olan, yatırımının
değerini korumasıdır. Orta risk grubundaki bir yatırımcı ise risklere
biraz daha açıktır. Ancak fiyat dalgalanmalarına ve risklere açık olmak
orta risk grubundaki bir yatırımcı için bile çok zordur. Dolayısıyla
sadece düşük seviyedeki dalgalanmalara tahammül edebilirler. Yüksek risk
grubundaki bir yatırımcı için ise fiyat dalgalanmalarında yaşanan hızlı
değişimler çok önemli değildir. Onun hedefi yüksek kazanç elde etmektir
ve bunun için de yüksek kayıp riskini göze alması gerektiğini bilir.
Araştırma
Varlık
dağılımını yaptınız, portföyünüzü farklılaştırdınız ve risk
derecenize göre size uygun olan yatırım araçlarını seçtiniz. Bundan sonra
sırada hangi yatırım aracına paranızı yatıracağınıza geliyor. B tipi
fon almaya karar vermiş olabilirsiniz ama onlarca B tipi fon var. Onlarca hisse
senedi, onlarca tahvil ve bono. Hangisini ne şekilde seçeceksiniz? Parasal zekânın
ilkelerinden bahsederken bilginin güç olduğunu söylemiştim. Burada
riskinizi düşürüp kazancınızı yükseltmek için araştırma yapmanız
gerekiyor. Peki araştırmayı nasıl yapacaksınız? Bir bankacıyla konuşursanız
yatırım fonlarının cazibesinden, emlakçıyla konuşursanız gayri menkulün
getirisinin ne kadar yüksek olduğundan, broker ile konuşursanız da borsada müthiş
bir potansiyel olduğundan bahsetmesi kuvvetle muhtemeldir ve hepsi de doğru
olabilir. Çünkü onlar yatırım araçlarının geçmişteki performansına
bakarak size son bir ya da birkaç yıl içinde ne kadar iyi bir getiri sağladığından
dem vurabilirler. Ancak kendinize en uygun aracı finansal durumunuza ve risk
toleransınıza göre seçebilirsiniz ve bunu en iyi siz yapabilirsiniz. Bu
konuda biraz kafanızı yormanızı, internetten, gazete ve dergilerden araştırma
yapıp piyasayı detaylı olmasa da takip etmenizi tavsiye ederim. Bunun için günlerinizi
vermenize kesinlikle gerek yok, ama ayda birkaç saatinizi bu işe tahsis
ederseniz kazanan siz olursunuz.
Vergiler
Vergilerden
ve onların yatırım kararlarımızı nasıl etkilediğinden ilk bölümde
bahsettim. Yatırım yaparken elde ettiğiniz kazancın ne kadarını vergi
olarak ödeyeceğinizi bilmek çok önemlidir. Getiri potansiyeli olarak çok
cazip görünen bir yatırım, vergileri yüksekse vasat bir performansa sahip
olabilir. Vergiler konusunda altın kural, vergi oranı ne olursa olsun yaptığınız
yatırımın sonunda elde ettiğiniz kazancın yüksek olmasıdır. Diğer
bir ifadeyle %90 kazandırıp %70’i vergi olarak ödenen bir yatırım, %10
kazandıran ama vergisi olmayan bir yatırımdan daha caziptir.
Ortalama
Maliyet
Ortalama
maliyet, paranızın hepsini bir kerede yatırıma yönlendirmeyip, belli dönemlerde
yatırım yapmayı ve böylece yatırımı uzun vadeye yayarak riski azaltmayı
amaçlar. Daha çok borsada hisse senedi yatırımı yaparken kullanılır.
Ortalama maliyet prensibini kullanarak paranızı tamamını bir kerede yatırıma
yönlendirmektense sabırlı bir şekilde yatırım yapmanız durumunda fiyat
dalgalanmalarından en az seviyede etkilenmiş olursunuz. Diyelim 300 liranız
var ve bir hisse senedine yatırım yapacaksınız. Her ay 100 lira yatırım
yaptığınızı düşünelim.
|
Ay
|
Yatırım
Miktarı
|
Hisse
Fiyatı
|
Hisse
Adedi
|
Ortalama
Maliyet
|
|
1
|
100
|
10
|
10
|
|
|
2
|
100
|
5
|
20
|
|
|
3
|
100
|
2
|
50
|
|
|
Toplam
|
300
|
|
80
|
3,75
|
Yukarıdaki
durumda bir hisse senedine paranızın
tamamını yatırmak yerine her ay 100 lira yatırım yaptığınızı varsayıyorum.
Bu durumda ilk ay 10 liraya aldığınız hisse senedini ikinci ay değeri 5
liraya düşerse o fiyata üçüncü ay ise değerinin 2 liraya düştüğünü
varsayarak satın alabilirsiniz. Bu durumda toplam 300 lira yatırımla 80 adet
hisse senedi almış olursunuz ve yatırımınızı uzun vadeye yaydığınız için
hem riskinizi düşürmüş hem de maliyetinizi 3,75 liraya çekmiş olursunuz.
Hisse senedi fiyatları dalgalanır, dolayısıyla fiyatın yönü tekrar yukarıya
döndüğünde 4 liraya bile yükseldiğinde satsanız kâr elde etmiş
olursunuz. Ortalama maliyetin fiyat odaklı yaklaşımını sizlerle paylaştım.
Bunun dışında iki tane daha ortalama maliyet yöntemi var. Bunlardan biri
riski sevmeyenler için. Buna göre elde ettiğiniz gelirin bir kısmını yatırım
fonu, hazine bonosu gibi riski düşük olan ve sabit getirisi olan enstrümanlara
yatırabilirsiniz. Elde ettiğiniz getiri ile de ortalama maliyet tekniğini
kullanarak hisse senedi daha yüksek riskli araçlara yatırım yapabilirsiniz.
Burada dikkat ederseniz anaparanıza dokunmuyorsunuz, o sabit kalıyor ve her ay
da yükseliyor, sadece anaparanızın getirisini riske ediyorsunuz. İkinci bir
yöntem ise her ay belli bir miktarda para ile yatırım yapmak yerine belli bir
miktarda adet ile yatırım yapmaktır. Buna göre de her ay düzenli olarak bir
hisse senedinden 10 adet alabilirsiniz. Hisse senedinin adet fiyatı 5 lira ise
10 tanenin toplam maliyeti 50 lira olacaktır. Fiyat bir dahaki ay 6 liraya yükselirse
maliyetiniz 60 liraya yükselir, sonraki ay 4 liraya düşerse toplam
maliyetiniz de 40 liraya düşmüş olur. Bu taktiği kullanmak biraz daha esnek
bir bütçeye sahip olmayı gerektirir ve daha zordur, ama getiri potansiyeli
daha yüksektir.
Ortalama
maliyet prensibini kullanırken iki sorunla karşılaşabilirsiniz. Bunlardan
birincisi, yatırım yaptığınız aracın fiyatı düşerken onu satın almaya
devam etmek istemezsiniz. Hiçbirimiz fiyatı düşmekte olan bir yatırım aracını
almaktan hoşlanmayız. Bu insan psikolojisine de yatırım psikolojisine de
ters bir durum gibi görünebilir. Bu sorunun çözümü düşen fiyatı
umursamadan yatırım yapmaya devam etmektir. Göreceksiniz ki düşüş önce
duracak, sonra da yükselişe geçecektir. Karşılaşabileceğiniz ikinci sorun
ise düzenli olarak yatırım yapmaya devam etmemektir. Ortalama maliyet tekniğini
kullanabilmenin en önemli şartı yatırımınızı dönemlere yaymak ve bunu
devam ettirmektir. Eğer yatırım yapmaya devam etmezseniz bu prensip sizin
aleyhinize çalışıp para kaybetmenize neden olabilir. Yatırımınızı devam
ettirebilmek için ise fiyat değişimi yüksek olan, hızlı iniş ve çıkışları
olan hisse senetlerini seçebilirsiniz. Bir hisse senedinin fiyat değişiminin
yüksekliği beta değerinin yüksek olmasıyla ölçülür. Beta değeri ise
hisse senedinizin fiyat değişiminin, genel olarak borsanın tamamındaki fiyat
değişimine oranıyla ölçülür:
Hisse
senedinizin % olarak fiyat değişimi
Borsadaki
% olarak fiyat değişimi
Borsada
%25 oranında bir artış yaşandığında sizin hisse senediniz %50 artmış
ise hisse senedinizin beta değeri %50 / %25 = 2 olarak hesaplanır. Bu da hisse
senedinin piyasaya göre fiyat hareketlerinin iki kat daha değişken olduğunu
gösterir. Risk almaktan hoşlanan bir yapınız yoksa ya da risk grubunuz orta
ya da düşük seviyede ise değişken fiyat hareketleri olan hisse senetlerine
yatırım yapmak yerine hisse senedi ağırlıklı yatırım fonlarına yatırım
yapabilir ve ortalama maliyet prensibini bu fonlara uygulayabilirsiniz.
Fiyat
Düşüşlerine Karşı Soğukkanlılık
Yatırım
yaparken dikkat edilmesi gereken son prensip ise fiyat düşüşlerinde duygusal
davranmamaktır. Duygusallık, yatırım yaparken sizi ciddi kayıplara uğratabilir.
Yatırım yönetiminde vade çok önemlidir. Yatırım yaparken hangi vadede yatırım
yapmak istediğinizin kararını vermeniz durumunda doğru yatırım araçlarını
seçebilmeniz kuvvetle muhtemeldir.
Kazandıran
yatırım prensiplerini uygulamaya geçirmek konusunda size son tavsiyem, paranızın
tamamını bir kerede yatırıma yönlendirmenizdir. Elinizde yatırım
yapabileceğiniz bir para varsa bunu atıl olarak tutmak size zaman ve para
kaybettirir. Yalnız burada bir yanlış anlaşılma olmaması için tekrarlıyorum,
paranızın tamamını bir kerede yatırıma yönlendirmeniz hepsini bir hisse
senedine ya da borsaya yatırmanız anlamına gelmiyor. Varlık dağılımı ve
farklılaştırma yapıp, gerekli araştırmaları tamamladıktan sonra ortalama
maliyet stratejinizi de belirleyip istikrarlı bir yatırım programını başlatmaktan
bahsediyorum.
|